|
Karagöz ve Hacivat
Nereden estiyse, aklıma “Karagöz ve Hacivat” geldi. Bir iki görüntü izledim. Bu görüntüleri ve gölge oyununun oluşumu hakkında bildiklerimi paylaşmak istedim. 
Değerli hocamız Prof. Dr. Esma Şimşek’in bir dersinde anlattığı ve genel olarak da kabul görülen görüşe göre gölge oyunları şöyle başlamıştır: M.Ö. 100′lü yıllarda Çin İmparatoru “Wu” nun eşi ölünce, Wu derin bir üzüntüye boğulmuştur. Halk arasından bir Çinli, İmparator’un üzüntüsünü hafifletmek için ona “Karısının hayalini gösterebileceğini” söylemiştir.
İmparator bu teklifi kabul edince, bu Çinli sarayda boş bir odaya beyaz bir perde gerdirmiş, arkasından da ışıkla bir kadının gölgesini o perdeye düşürmüş ve İmparator’a eşinin hayalini göstermeye çalışmıştır. İmparator bu oyunu sevmiş ve daha sonra bu Çinli’ye bunu sık sık yaptırmıştır. İşte birçok kişinin kabul ettiği düşünceye göre “gölge oyunu” bu şekilde ortaya çıkmış ve günümüze kadar gelmiştir. Devamını okumak için kaydolun... Tags: meddah |
|
|
Orta Oyunu, çevresi izleyicilerle çepeçevre bir alan içinde yazılı metne dayanmayan belli bir konunun çatısına uyularak doğaçlama geliştirilen; müzik, raks, şarkı, taklit ve muhavereden oluşan bir seyirlik oyun biçimidir. Han ya da kahvehane gibi kapalı yerlerde oynanmakla birlikte, genel olarak açık yerlerde, palanga ya da meydan adı verilen, 15x25 m2lik yuvarlak ya da yumurtamsı bir alanda oynanır.
Burada, erkek izleyicilerin oturduğu mevki ile kadın izleyicilerin oturduğu kafes, ip gerili kazıklarla, parmaklık’la ayrılmıştır; oyuncular, sahne giysilerini değiştirdikleri, önü perdeyle kapatılmış sandık odası’ndan (pusat odası’ndan) kapı yoluyla oyun alanına girerler.
Orta Oyunu’nun dekoru, 68 cm. yükseklikte, genellikle Kavuklu’nun iş yerini temsil eden iki kanatlı bir kafes olan dükkân ile 1.5 m. yükseklikte, iki, üç ya da dört kanatlı, genellikle ev olarak kullanılan ve önlerinde iskemleler bulunan bir paravana, yeni dünya idi. Gösterinin başında köçek, çengi ve curcunabazlann müzik eşliğinde raks ettikleri Devamını okumak için kaydolun... Tags: orta oyunu karagöz hacivat |
|
|
|
|
Uçan Kuşlar
Uçun kuşlar uçun doğduğum yere;
Şimdi dağlarında mor sünbül vardır.
Ormanlar koynunda bir serin dere,
Dikenler içinde sarı gül vardır. Devamını okumak için kaydolun... Tags: uçan kuşlar |
|
|
ŞEHRİN ÜSTÜNDEN GEÇEN BULUTLAR
Bakıp imreniyorum akınına
Şehrin üstünden geçen bulutların.
Belki gidiyorlardır yakınına
Rüyamızı kuşatan hudutların. Devamını okumak için kaydolun... Tags: şehrin üstünden geçen bulutlar |
|
|
Fahriye Abla
Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar,
Kapanirdi daha gün batmadan kapilar.
Bu, afyon ruhu gibi baygin mahalleden,
Hayalimde tek çizgi bir sen kalmissin, sen!
Hülyasindaki genis aydinliga gülen Devamını okumak için kaydolun... Tags: fahriye abla |
|
|
OTUZ BEŞ YAŞ ŞİİRİ
Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher, Devamını okumak için kaydolun... Tags: otuzbeş yaş otuzbeş şiir |
|
|
1976 yılının ilkbaharında Mersin’in Mut ilçesinde doğdu. Çocukluk yıllarının büyük bir bölümünü köyünde geçirdi. Çelik çomak oynadı. Kendine ağaç kabuklarından oyuncaklar yaptı.
Kağıt ve kalemle tanıştığı yıllarda başladı çizgi macerası. İlk ve orta tahsilini vasat bir öğrenci olarak tamamladı. Ders kitaplarının boş sayfalarında, çizgilerle anlattı kendini. Devamını okumak için kaydolun... Tags: osman turhan |
|
|
Dağıstan ÇETİNKAYA
1970 yılında Kırıkkale'de doğdu.
Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü'nü 1998 yılında bitirdi.
1993 yılında Karikatür ve Mizah Müzesi'nde ilk kişisel sergisini açtı. Devamını okumak için kaydolun... Tags: Dağıstan Çetinkaya Hayatı ve Karikatürleri dağıstan çetinkaya karikatür |
|
|
Beydeba, Milattan Önce 1. yüzyılda yaşamış olan ünlü Hint yazarıdır. Mehmet Küşteri adlı bir Türk yazarının Şeceret-ül-Beşer adlı eserinde belirttiğine göre Beydeba, M.S.81 yılında doğmuştur; musikinin mucididir. Nasihat-El-Külliye adında bir eseri Arapça'ya çevrilmiştir. Devamını okumak için kaydolun... Tags: beydaba beydabanın hayatı |
|
|
Ezop (Yunanca: Aisopos), İ.Ö. VI. yy'da yaşadığı varsayılan eski Yunan masalcıdır. Kahramanları hayvanlar olan masallarıyla büyük ün kazanmış olan Ezop'un yaşamıyla ilgili bilgiler kesin değildir.
Bir söylentiye göre Trakya'da doğmuş, bir süre köle olarak Samos adasında yaşamış, azat edilince birçok yolculuk yapmış, Delphoi'ye yaptığı yolculuk sırasında bir cinayete kurban gitmiştir.Ancak Ezop'un bugünkü Emirdağ yakınlarında ki Amorium kentinde doğup büyüdüğü de dile getirilmektedir. Devamını okumak için kaydolun... Tags: aisopos ezop ezop masalları |
|
|
| Osmanlı Devleti’nin siyasi, askeri ve ekonomik açıdan Avrupa’nın gerisinde kalması devlet büyüklerini bazı tedbirler almaya zorlamış, bu alanlarda Avrupa’nın nasıl geliştiğinin öğrenilmesi için bazı gençler oraya eğitime gönderilmişti. Avrupa’ya, özellikle Fransa’ya giden gençler oradaki edebiyata hayran kalmış ve dönüşlerinde, gördükleri yenilikleri Türk edebiyatında uygulamaya başlamışlardır. |
Devamını okumak için kaydolun... |
|
|
|
BATI EDEBİYATI VE AKIMLAR
Batı edebiyatından etkilenen aydınların oluşturduğu yeni edebiyata geçmeden önce, aydınlarımızı derinden etkileyen Batı edebiyatını genel yönleriyle bilmeliyiz. Özellikle Batı şair ve yazarlarının savunduğu ve bizim aydınlarımızın da değişik yönlerden temsil ettiği edebiyat akımlarını bilmeden Tanzimat, Servet-i Fünün ve diğer dönemlerin düşünce dünyalarını anlayamayız. Bu nedenle Batı etkisindeki Türk Edebiyatına geçmeden Batı edebiyatı ve akımları inceleyeceğiz.
|
Devamını okumak için kaydolun... |
|
|
|
DİVAN EDEBİYATI
Arap ve Fars edebiyatlarının tesirinde gelişen bu edebiyatın ilk ürünlerinin daha Ortaasya’da iken verildiğini (Kutadgu Bilig, Atabet’ül Hakayık) anlatmıştık. Onun devamı olarak Türkler Anadolu’ya göçtüklerinde, yeni yurtlarında yeni bir edebiyat oluşturdular. Elbette bu edebiyatın temelinde İslam kültürü vardır. Ancak tamamen dini konuları işleyen divan şiirleri, Tasavvuf Edebiyatı adı altında incelenir. Bunu Divan edebiyatından kesin hatlarla ayırmak mümkün değildir.
|
Devamını okumak için kaydolun... |
|
|
HALK EDEBİYATI
ANADOLU TÜRK EDEBİYATI
Türklerin Anadolu’ya gelmeden önceki edebiyatları
iki gruba ayrılmıştı.
Arapçayı ve Farsçayı çok iyi bilen aydınların oluşturduğu
“Yüksek Zümre Edebiyatı” ve İslam öncesinden gelen
sözlü bir “Halk Edebiyatı.” Devamını okumak için kaydolun... |
|
Türk edebiyatı tarihi, Türklerin kültür değişimlerine
göre üç ana grupta incelenir:
-
İslamiyetten Önceki Türk Edebiyatı
-
İslam Etkisindeki Türk Edebiyatı
-
Batı Etkisindeki Türk Edebiyatı
Devamını okumak için kaydolun... |
|
|
EDEBİ SANATLAR
Sözü etkili hale getirmek için değişik anlam çağrışımları
ya da ses benzerlikleri kullanılır. Şair ne kadar ince bir anlam,
ne kadar hoş bir ses bulursa, şiiri o denli güçlü olur.
İşte şiirde, az da olsa düzyazıda, bu tür söz hünerleri
edebi sanatları oluşturur.
Şimdi bu sanatların önemlilerini görelim. Devamını okumak için kaydolun... |
|
|
EDEBİ TÜRLER
Tür, edebiyat eserlerinin biçimlerine, konularına ve teknik
özelliklerine göre ayrılmasıdır.
Bunlar iki ana grupta incelenir: Yazı Türleri ve Şiir Türleri. Devamını okumak için kaydolun... |
|
|
Bu konuyla nesir ve şiir bilgisini inceleyeceğiz.
I. NESİR (DÜZ YAZI) BİLGİSİ
Cümleler hâlinde ortaya konan sözlerin belli kalıplar içinde sıkıştırılmadığı anlatım türleri olup bunlara kompozisyon türü de denir. Kompozisyon türleri yazılı ve sözlü olmak üzere ikiye ayrılır. Devamını okumak için kaydolun... |
|
|
DESTANLAR ve ÖZELLİKLERİ
Destanlar, toplum hayatında derin izler bırakan büyük olayların (kuraklık, gttç, düşman istilası, tabiî afetler, savaşlar vb.) o topluluğun hafızasında yoğrula yoğrula şekillenmesi ile oluşur. Halk şairleri, bu önemli olaylanrı manzum olarak terennüm ederler. Bu şekilde meydana gelen destanlar, bazen yüzyıllarca sonra yazıya geçirilir. Aradan geçen zamanda, destanlar, yeni eklemeler yapılması, yeni semboller ve motifler ilavesi suretiyle zenginleşir, hatta bir ölçüde değişikliğe uğrayabilir. Böylece destan bütün bir milletin ortak eseri halini alır. Bu durum, destanların değerini azaltmaz.Destanda geçen olaylar, tarihî gerçeklere tam olarak uymasa bile, destan sahibi toplulukların millî mizaçları, anlayışları, tutum ve davranış özellikleri hakkında fikir sahibi olmamızı sağlar. Bazı milletler ise, destanlarında tarihî gerçeklerden fazla uzaklaşmazlar, onlan abartmazlar veya kendi lehlerine değiştirmezler. Türk destanları genellikle bu niteliktedir. Millî mizacımıza uygun olarak net, açık ve yalın ifadelerle dile getirilmiştir. Bu özellikleri ile, tarihî bazı olayların aydınlatılmasına bile yardımcı olurlar. Devamını okumak için kaydolun... |
|